Dünya'dan Interrail Seyahat Rehberi Türk Gezginler'den Yol Hikayeleri

Özgürlükler (?) Ülkesinin Kahramanı: New York Şehri

Özgürlükler (?) Ülkesinin Kahramanı: New York Şehri

Bir hafta oldu New York’a geleli. İlk 3 günü Nil Travel sponsorluğunda otelde, sonraki günleri de Facebook’taki konaklama talebi gönderime cevap veren arkadaşların yanında geçirdik New York şehrinin çeşitli bölgelerinde.

Avustralya’da yemyeşil parklarda, uçsuz bucaksız bir doğada geçen aylardan sonra bu şehir ruhuma koca bir kaya gibi oturdu resmen. Beni boğan, yoran, zihnimi bulandıran bir koşuşturmanın parçası oldum son bir haftadır. Evet, burası buradaki tabirle NYC yani New York şehri; kapitalizmin, tüketim çılgınlığının başkenti, özgürlükler ülkesinin kalbi!

Peki gerçekten hayat dışarıdan görüldüğü gibi şaşalı, herkes mutlu ve zengin, her şey mükemmel mi?

Bu sorunun cevabı kimi için evet kimi içinse hayır olacaktır elbet. Ben hayır diyen taraftayım gözlemlerime dayanarak. Peki ne gördüm de bu kanıya vardım, gelelim o mevzuya…

Bu şehir sürekli dönen dev bir hamster çarkına benziyor. Dışarıdan bakanı da içinde koşanı da ayrı yoruyor.

Şu meşhur Manhattan bölgesinden bahsedelim mesela. Burası dünyanın kalbi. Sıcak paranın, ticaretin, modanın, sanatın, kariyerin… Ama yüksek koca binalar sarmış şehri. Kafanı her kaldırdığında gökyüzü değil, beton yığınları gülümsüyor sana. Nefesin kesiliyor binaların kasvetinden.

Uyumayan bir şehir burası. Insanlar sürekli bir yerden bir yere koşuyor. Zaman çok kıymetli burada yaşayanlar için. Geç kalırsan kazandığın paradan kesilecek çünkü. Oysa günleri saymadan, koşturmadan yaşamanın keyfini keşfetmiştik biz Asya’nın o nemli topraklarında. Zaman kavramının olmadığı, hayatın insanı yormadığı…

Koca bir arena sanki bu şehir. Savaşmazsan yok olup gidersin. Sürekli hayatta kalma mücadelesi vermek zorundasın. Tek başınasın. Düşenin dostu yok bu şehirde. Savaşmalısın!

Her şeyi teknoloji ile halletmenin mümkün olduğu bir yerdesin dostum. Bir uygulama yükleyerek Starbucks’tan kahveni sipariş edebilirsin mesela yoldayken. Gittiğinde zaman kaybetmezsin kuyrukta. Zaman kaybetmezsin belki ama ilişkiler kayboluyor zamanla. Bireyselliğin çokca yaşandığı, iletişimin azaldığı bir toplum mu istediğin?

Hayat çok pahalı ayrıca. Eğitim, kira, ulaşım… İyi bir hayatın olması için çok çalışmalısın. Çalışmazsan aç kalırsın!

Insanların sokaklarında istediği gibi dolaştığı bir şehir burası. Ister donla gez ister bağıra bağıra şarkı söyleyerek. Özgürsün çünkü kendini ifade etmede. Peki gerçekten özgür müsün seni koydukları bu beton kutunun, kapalı ofislerin içinde?

Peki bu kadar zihin ve beden yoran koşturmanın içinde güzel şey yok mu? Var elbet! Fırsatlar ülkesinin kalbi olan bu şehir tam bir sanat merkezi mesela. İliklerinize kadar sanata doyabilirsiniz. Şehrin her noktasında sürekli etkinlikler var. Canınız sıkılmaz hiç. Her ne kadar şehir beton yığınlarından ibaret olsa da bu griliğin içinde yeşil bir zümrüt gibi parlayan Central Park’ta keyifli vakitler geçirebilirsiniz. Hudson nehri kenarında uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Sevdiğiniz markaları Türkiye’den daha ucuz fiyata alabilirsiniz. Bu şehirde aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.

Bir yıl oldu yola çıkalı. Onlarca şehir gördüm ama bir haftada yoruldum bu bitmeyen koşturmacayı izlemekten. Ruhuma da bedenime de fazla geldi bu uyumayan şehir. İstanbul’dan direk gelseydim belki bu kadar yoğun hissetmezdim bunu ama rahat ve sakin geçirmeye alıştığımız aylardan sonra artık şehir hayatının bana göre olmadığını anladım. Zaten kaçtığım hayat bu değil miydi bu yolculuğa çıkarken?

Tabi ki Amerika New York değil, New York da Amerika. Bu şehri görünce Amerika’yı gördüm sayılmazsın. Bu akşam ayrılıyoruz buradan. Istikamet Maryland. Bana sayfadan mesaj atıp davet eden Deniz bekliyor bizi orada.

Bu yazdıklarım bir haftanin sonunda sehrin bana hissettirdikleridir. Orada yaşasaydım da aynı şeyleri hisseder miydim bilmiyorum. Belki yaşayanıniz varsa yorum yapabilir.

Maryland’de görüşmek üzere. Herkese iyi haftalar efendim : )

Yazar: Berra Demirel Çuhadar

Yazar Hakkında

Türk Gezgin

Türk Gezginler, 2016 Aralık ayı içinde faaliyete geçmiştir. Gezip gördüğümüz, gezip gördüğünüz(!) her sokağı, şehri, ülkeyi takipçileriyle buluşturma amacıyla bir araya gelmiştir.

Bir yorum yap